AFRİN Erdoğan ve Devletinin mezarı olacak

Bu gün Erdoğan medyasında üç tane ana başlık var. Birisi Zarrap davası, yanında Kadıköy limanına yapılacak olan cami maketi, diğeri ise MGK kararı gereği Afrin sınırına yığılmış olan askeri yığınak ve altına “Afrin’ e operasyon hazırlığı” yazısı olandı. Her üç başlıkta Erdoğan’ ın içine düşmüş olduğu mevcut durum ve bu durumdan sıyırma perspektifini ifade ediyordu. Zarrap davası Erdoğan’ ı da suç ortağı olan çömezlerini de onur ve gurur itibari ile…

ABD QSD YE SİLAH VERMEZSE NE OLUR?

Yandaş basın ve TV kanalları coştu, yorumcular çağrıldı, çok ilginç yorumlar yapıldı. Her şoven, faşist, ırkçı sürüleri Kürtleri yer yüzünden silme kınaları yaktılar bir yerlerine       ABD, QSD ye silah verir mi vermez mi bir yana, her şeyden önce bir ülkeyi, bir ülkenin onurunu, gururunu bu konuma düşürmek utanç vericidir. Yayınlanan resimde görüldüğü kadarı ile Erdoğan telefonla konuşuyor, Dış İşleri bakanı, Mit Müsteşarı, Erdoğan’ ın baş danışmanı gibi…

EFRİN İ PYD DEN YPG DEN TEMİZLEYECEK MİŞ !

İnsanlık Erdoğan gibi bir ahmaka ve onun ahmakça yaptıklarına hiç tanık olmamıştır. İç politikada, dış politikada, hatta kendi partisi içinde yaptıklarına bu güne kadar hiç kimse tanık olmamıştır. İç politikada korkunç bir ayrışma, düşmanlaştırma yarattı. Kendi partisinin içinde “metal yorgunluğu var” diyerek kim “yorgun” kim değil, bunun ölçüsü ne demeden partisini hallaç pamuğu gibi atıyor. Stratejik ortağım dediği, ekonomisinin %70’ in bağımlı olduğu ABD’ ye AB’ ye “hey heylenip” köprüler…

HDP Doğru politika izlerse iyi parti gelecek için iyi gelebilir

Erdoğan içte ve dışta tam bir çıkmaz içerisinde. Dış politika, ekonomi, içte dün çevresinde topladığı sağın parçalanması, devlet ve devletin bütün partileri sadece “metal yorgunu” değil hiç bir çıkış yolu bulamayan çaresiz durumdalar. Bununla birlikte dünya toplumsal ilerleme süreci ile Türkiye tersi istikamete hareket ediyor rotasını şaşırmış pusulasını kaybetmiş gemi gibi kendi ekseninde dolanıp duruyor. Devletin dolaysı ile de sistemin her hangi bir partisi : Türkiye’ nin iç ve dış…

Birilerinin askeri Suriye’den çekilecek ama…?

Erdoğan zorda sürekli manevra halinde, müttefik değiştiriyor, ideolojik geçişler yapıyor. İçeride “Başı secdeye değen” müttefikliği ve ideolojik birliğinden Ergenekon Balyoz harekatı “savcılığından” Ergenekon Balyoz harekatı müttefikliğine, “dindarlık kindarlık” kör dinci ideolojiden “Atatürkçülüğe” kadar çekirge sıçramaları ile bu güne geldi. Bölge dış politikasında : “Eset gitten ABD ve Rusya’ ya “askerlerinizi çekin” e, oradan Putin’ le Suriye sorununun silahsız çözümüne kadar böyle baş döndürücü manevralar yapıyor. Bu gidişle maniple ederek sürüleştirdiği…

Kobani’nin zaferi,Kürt ulusunun yapısal özelliği ve bölgenin geleceği

Dün yani 1 Kasım Kobane’ nin zafer günüydü. Bütün Kürt ulusuna, bölge halklarına ve insanlığa kutlu olsun. Ulusal ve sınıfsal kurtuluş gibi zaferler kendilerini ifade ederler. Yani ya bir ulus ya da bir sınıfın kurtuluşunu ifade ederler ve onu anlatırlar. Karşılıklı sınıf ya da ulusal güçler vardır, savaşırlar taraflardan birisi yener, diğeri yenilir, zafer öyle oluşur. Zafer bir ulusun ya da sınıfın diğerini yenmesi ve kurtuluşun gerçekleşmesi ile sonuçlanır. Ama…

Erdoğan’ın kimyasımı bozuldu yoksa şapkadan tavşan mı çıkaracak?

Erdoğan’ ın 16 Nisan referandumundan beri iki şapkası var. Birisi : Cumhurbaşkanlığı diğeri AKP başkanlığı. Devletin ve siyasi partinin bütün işlerini bu iki şapka ile yapıyor. Hangi işi hangi şapka ile yaptığı belli değil. Bazen bir şapka ile yaptığı iş söz konusu şapkanın görev alanına girmiyor, bazen her iki şapkanın görev alanına girmeyen şeylerde yapıyor. Örneğin bu son AKP belediye başkanlarına : ya istifa edersiniz ya başınıza neyin geleceğini söyleyip,…

Artık Kürt düşmanlığından kimseye yarar kalmadı

Emperyalizmin Kürdistanı arasında pay ettiği Türkiye, İran, Irak ve Suriye dört şoven devletin iç ve dış politikaları, sistem içi doku ve dengeleri, ideolojik, politik ve yapısal olarak Kürt düşmanlığı üzerine kurulmuştu. Sadece her devletin kendi iç politikası değil bölgenin politikası da, diplomatik ilişkileri de, bölge üzerine yapılan ittifakta Kürt düşmanlığına dayalı ittifaktı. Dört devletten her biri bölge gücü olmak için de Kürt düşmanlığına, Kürt asimilasyonuna ağırlık verdiği ölçüde öne çıkabiliyordu….

EKİM DEVRİMİ TASRİHSEL BİR MİRASTIR DEVRİMCİLERE AMA TEKRARI YOKTUR

Ekim devriminin yüzüncü yılına yaklaşıldıkça çeşitli nitelemelerde bulunuluyor. Ama devrimciler için taklit edilecek değil, önemli dersler çıkartılarak, tarihe dayanarak ileriye bakılacak bir kocaman miras niteliğindedir. Aynı su da iki kere yıkanılamayacağı gibi devrim tarihi de tekerrür etmez. Ekim devrimi doğrusuyla, yanlışıyla, devrimcilerin inkar edilemez bir tarihi mirasıdır. Bana göre onu savunmak eksiği, gediği, yanlışı doğrusu ile birlikte eleştirel bir tavırla sahiplenmek her devrimcinin vaz geçilmez görevidir. Çünkü devrimler tarihi sadece…

Referandum bir süreci bitirdi,yep yeni bir süreci başlattı

  G. Kürdistan da 25 Eylül’ de yapılmış olan referandum sadece bağımsızlığa “evet” demedi. Referandum Irak’ yönetiminin G. Kürdistan üzerindeki vesayetine hayır, bağımsızlığa evet demekle yetinmedi. Aynı zamanda Güneyin federe bir yapıya kavuştuktan sonra Barzani’ nin belirlemiş olduğu kendine özgü stratejiyi de imha etti. Referandum sonrasında gayet net olarak ortaya çıktığı kadarı ile : Barzani’nin dış dinamizm üzerine kurmuş olduğu stratejiyi de yerle bir etti. Şimdi bunu somut verilere dayanarak…